Bu hafta 78. DüşünME TaşınMA toplantımızda “Reklamlar ve Tercihlerimiz” konusunu ele aldık. Katılımın yüksek olduğu

Gelişen teknolojiyle birlikte M. Ö. 300 yıllarında çığırtkanlarla başlayan reklamlar evimize kadar girdi. Matbaanın bulunmasıyla hız kazanan reklamlar artık her yerde. Özellikle bilgisayarların eve girmesiyle daha çok önümüze çıkar oldu. Hatta kimi zaman reklam terörüne maruz kalıyoruz.

Resmi kurumların bile reklam verdiği bu dünyada bu reklamlardan hangileri daha çok dikkatimizi çeker oldu? Özellikle son zamanlarda hızına hız katan outdoor reklamcılık hepimizin bildiği ve dikkatini çeken bir tür.

Çünkü özellikle İstanbul gibi bir şehirde günümüzün yarısı dışarıda geçiyor. Okula giderken, işe giderken, alışveriş merkezlerinde dolaşırken hep gözümüze bir outdoor reklam iliştiriliyor.

Desenleriyle özellikle renkleriyle ilgimizi çekmeyi başarıyorlar. Kimi firmalar renklerden midemize giden yolu buluyor kimi kelime oyunlarıyla dikkatimizi çekiyor.

IMG_0726

Ama her nedense dikkatimizi vermekten de alıkoyamıyoruz kendimizi. Katılımcı arkadaşlarımıza ihtiyacınız olmadığı halde reklamını görüp aldığınız bir ürün var mı? sorusunu yönelttik.

Aramızda ihtiyacı dışında ürün alan yoktu. Hatta kimi arkadaşlarımıza göre ihtiyaçlarımızı, tercihlerimizi reklamlar yaratıyor ve bize almamız gereken ürünleri dayatıyordu.

Belki de reklamlar sadece göz boyama ve abartmadan ibaretti? Çılgınca reklama harcanan bütçeler, e ticaretle yükselen alışveriş aşkının içinde hiç reklam vermeyen firmaların olmasına ne demeli? Bazı firmalar, herkesin almasını istemiyor veya bizi bilen zaten biliyor anlayışında hareket ediyor.

Reklamlarda hedef kitle cinsiyete göre de değişiyor. Kadınlara yönelik reklamlarda hedef kitle reklamdaki kişi gibi hissetmek onun gibi olmak için o ürünleri tercih ederken erkeklerin hız, araba tutkusu üzerinden yol alıyordu reklamlar.

Belki de bir reklam bizi rengiyle görüntüsüyle cezbettiğinde kendimizi sormamız gereken ilk şey buna ihtiyacım var mı? Böylece tüketici çılgınlığına bir son verip bir danışman olarak reklamları tercih etmeyiz.

Televizyonlarda akşam kuşağında belirli bir saatten önce  “aman durumu olmayan çocuklarımız görmesin, canları çekmesin” diye sucuk reklamlarının gösterilmediği incecik ve samimi dünyadan günün her saati her türden reklama maruz kaldığımız,  toplumu bir kenara bırakıp bireysel avcılığa geçen reklamlardan sakınmanız dileğiyle…

Merve Özdemir

Düşün Taşın Derneği Medya Ekibi

12 Kasım Çarşamba 2014

Web Design BangladeshWeb Design BangladeshMymensingh