DüşünME TaşınMA Toplanıları’nın 75.sini “Gençlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlığı altında gerçekleştirdik. Moderatörümüz Hilal Hanım gençlerin sorunları denince aklımıza gelen ilk kavramları sorarak oturumu açtı. Madde bağımlılığı, iletişim problemleri, eğitim, kendini ifade edememe, teknoloji bağımlılığı gibi kavramlar üzerinden konuşmamıza başladık.

Günümüzün en önemli problemlerinden teknoloji bağımlılığı hangi sebeplerle bir sorun olarak gündeme geliyor?

Erkan Bey bu durumu teknolojiyi yanlış kullanmaya bağlayarak teknolojinin çoğu kişilerce yalnızca sosyal medyadan ibaret görüldüğünü dile getirdi. Bu durumun iletişim olanaklarını arttırmasının yanında aslında insanları birbirlerinden uzaklaştırdığı katılımcılarca konuşulurken bu sorunun oluşmasında tek suçlunun çocuk ve gençler olmadığı üzerinde duruldu.

Anne- babanın (özellikle çalışıyorlarsa) çocukla yeterince ilgilenememesi, evde bulundukları zaman da kendi kendine sosyal medya ya da bilgisayar, telefonla ilgilenen çocuğun aslında ebeveyne dinlenecek zaman oluşturması ne yazık ki bu problemi tetikleyen nedenlerden.

Teknoloji bağımlılığının yüz yüze iletişimi aza indirgediği de düşünülürse bunu bir nevi kuşak çatışması olarak görmek mümkün. Bu sorunun çözümünde ebeveynlere eğitim verilmesi ve yine ebeveynin tümüyle yasakçı bir yapıda değil de sınırlayıcı yapıda olması önemli.

IMG_3533

Diğer bir sorun iletişimsizlik. Çoğu genç ailelerinin kendilerini anlamadıklarından/anlamayacaklarından yakınıyor. Peki, gençleri anlama konusunda ne yapılabilir?

Katılımcılarımızdan rehber öğretmenleri Esra ve Ayşegül Hanım’ın verdiği bilgiler ışığında liselerde; hatta ortaokulda ders olarak programda bulunan ancak hiçbir zaman değerlendirilmeyen rehberlik derslerinin ciddi şekilde doldurulması durumunda gençlerle yetişkin eğitimci arasında iletişimi kuvvetlendireceği kanısına vardık.

Bu hususta yine eğitimde altyapı eksikliğinin, sistemde yer alan içi boş öğretilerin ve doğru atamaların yapılmamasının ne çeşit kötü sonuçlar doğuracağını tartıştık. Öğretmen arkadaşlar kötü eğitim politikası konusunda ellerinden bir şey gelmediğinden yakınarak bundan yine öğrencinin kötü çıktığından dem vurdular.

Bir rehber öğretmene iki bin öğrencinin düştüğü okullarda haliyle yeterli olmayan sayının öğrencinin alan/meslek seçiminde, geleceğini tayin etmede ne denli önemli bir konumda olduğu ayrıca tartışılanlar arasındaydı. Haliyle genç, gelecekte ne iş yapacağına karar veremez ya da bu konuda yanlış yönlendirilirse bu defa gündeme işsizlik sorunu gelmekte.

Moderatörümüz Hilal Hanım bu noktada bir başka can alıcı soruyla sohbetimizi farklı bir boyuta taşıdı: Çevrenizde mezun olduğu bölümle yaptığı iş farklı olan var mı?

Gördük ki hepimizin çevresinde örneği bulunan bir durum bu. Hepimizin fizik bölümü bitirip polis olan tanıdıkları var. Bunun sebepleri atanmayacağı halde bir bölüme kontenjan açmak ya da tam tersi ihtiyaç olduğu halde kontenjanın sınırlı olması.

Burada yine gençlerin yanlış eğitim politikasının kurbanı olduklarını görüyoruz. Bunun yanında herkes artık diplomanın iş bulmak için tek başına yeterli olmadığını biliyor ancak eğitime çok açık bir toplum olmamamızdan mütevellit her zaman birçok plan yapan biz, kafamızdakileri çok fazla uygulamaya dökemiyoruz.

Ailenin çocuğa karşı ilgisizliği ve eğitim sistemindeki yanlışlar sebebiyle gençlerin daha küçük yaştan yanlış yönlendirildiklerini görüyoruz. Henüz lisede seçtiği alanla bile hararetli bir tartışma içinde olan genç yeni arayışlar içine giriyor ve ne yazık ki zararlı alışkanlıklar edinmeye başlıyor.

Gençliğin bağımlılık kazanmaması için neler yapılabilir?

Zararlı alışkanlık kazanma yaşının git gide küçüldüğü günümüzde ilk görev yine aileye düşüyor. Hepimiz bir insanı sonradan değiştirmenin çok zor olduğunu biliyoruz. Bu yüzden çocuğunun alışkanlık kazanmasını istemeyen ebeveynler öncelikle kendi davranışlarına çeki düzen vermelidirler. Çocuğunun zararlı madde kullandığından şüphelenen aileler evlatlarını tehdit edip korkutmaktansa onlarla konuşmayı ve profesyonel anlamda yardım etmeyi denemeliler.

Haberlerin, dizilerin, filmlerin zararlı alışkanlıkları tetiklediği; hatta meşrulaştırdığı, özendirdiği varsayılırsa evimizde neler dinleyip seyrettiğimize özellikle dikkat etmemiz gerekmekte. Yine eğitimi evde aldığımız fakat uygulamayı okulda arkadaşlarımızla kazandığımız varsayılarak çocuğun kimlerle arkadaşlık ettiğine özellikle dikkat edilmeli; fakat çocukla karşı karşıya gelindiğinde bu konu yine konuşularak çözümlenmelidir. Bunların dışında çocuğu bir aktiviteye/ hobi edinmeye yönlendirmek yine önemli bir çözüm yolu olacaktır.

Tüm bunlardan yola çıkarak anlıyoruz ki gençliğin en önemli sorunları başta ailenin yanlış tutumu, sonrasındaysa eğitim sisteminin açıklarından kaynaklanıyor.

Toplantımı bitirirken Hilal Hanım son bir soru yöneltiyor: Bir genç olarak ailenizin size ne söylemesini isterdiniz?

Tüm katılımcıların tek tek verdiği cevaplar: Ailelerimiz bizi ciddiye alsın, bize diploma gözüyle bakmasın, kendimizi tanımamıza fırsat versin, bizim de birer birey olduğumuzun farkına varsın, bize güvenlerini hissettirsin, bizi başkalarıyla kıyaslamasın, kalıp içine sıkıştırmasın, özgürlüğümüze saygı duysun, iyi niyetlerini aşırılık derecesinde sunmasın ve değişmemizi istiyorsa kendileri de değişsin.

75. DüşünME TaşınMa toplantımız böylece sona erdi. Hepinizi bir sonraki toplantımızda, farklı bir konuyu tartışmak üzere görmek dileğiyle…

Esma Armağan Ertuğrul- Düşün Taşın Derneği Gönüllüsü

17.10.2014

18 Ekim 2014

75. DüşünME TaşınMA Toplantıları – Gençlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri

DüşünME TaşınMA Toplanıları’nın 75.sini “Gençlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlığı altında gerçekleştirdik. Moderatörümüz Hilal Hanım gençlerin sorunları denince aklımıza gelen ilk kavramları sorarak oturumu açtı. Madde bağımlılığı, iletişim problemleri, eğitim, kendini ifade edememe, teknoloji bağımlılığı gibi kavramlar üzerinden konuşmamıza başladık. Günümüzün en önemli problemlerinden teknoloji bağımlılığı hangi sebeplerle bir sorun olarak gündeme geliyor? Erkan Bey bu durumu teknolojiyi yanlış kullanmaya bağlayarak teknolojinin çoğu kişilerce yalnızca sosyal medyadan ibaret görüldüğünü dile getirdi. Bu durumun iletişim olanaklarını arttırmasının yanında aslında insanları birbirlerinden uzaklaştırdığı katılımcılarca konuşulurken bu sorunun oluşmasında tek suçlunun çocuk ve gençler olmadığı üzerinde duruldu. Anne- babanın (özellikle çalışıyorlarsa) çocukla yeterince […]
2 Ekim 2014

74. DüşünME TaşınMA Toplantısı – Kariyer Mi? Evlilik Mi? Çocuk Mu? Ev Mi?

8. sezon 74.sünü gerçekleştirdiğimiz sıra dışı tartışma ve fikir alışverişi yaptığımız DüşünME TaşınMA toplantılarımızda Kariyer mi, evlilik mi, çocuk mu, ev mi? Konusunu ele aldık. Moderatörlüğünü Yönetim Kurulu Üyemiz Hilal Bayram’ın yaptığı toplantıda birbirinden farklı düşüncelere yer verildi. Toplantımız, moderatörümüz hilal bayram’ın “Şu an nerede çalışıyorsunuz ve evlilikle ilgili durumunuz nedir?” sorusu ile başladı. Toplantıda bulunan arkadaşlarımızdan üçü evli olduklarını belirterek sahip oldukları tecrübelerle tartışmamıza katkıda bulundular. Aşk Evliliği Mi, Mantık Evliliği Mi? Toplantımıza dışarıdan katılan Merve Hanım’ın tartışmamızın başında dile getirdiği “mantıklı birine âşık olmak” herhalde gelen cevaplar içinde hepimizin doğru bulduğu bir konuydu. Hem önce aşk diyen hem […]
25 Eylül 2014

72. DüşünME TaşınMA Toplantısı – Üniversitelerde Girişimcilik Ve Kariyer

Efsane DüşünME TaşınMA toplantılarımızın 72.sini gerçekleştirdik. Moderatörlüğünü Yönetim Kurulu üyelerimizden Hilal Bayram’ın yaptığı sıra dışı tartışma ve fikir alış verişi platformumuzun bu haftaki konusu Üniversitelerde Girişimcilik ve Kariyerdi. Moderatörümüz Hilal Hanım, insanların kariyerleri için ilk adımı farklı yaşlarda attığını; kimi için bu adımın lisede, kimi için üniversitede, kimi için ise iş hayatında başladığını belirterek sizce Kariyer ne zaman başlar? Diye sordu. Kariyer Düşüncesi Ne Zaman Başlar? Derneğimizin gönüllülerinden Betül Hanım kariyer çalışmasının en geç üniversitede başlaması gerektiğini savunurken eğitim sistemine eleştirel bir yaklaşım sergiledi ve bu çalışma üzerine öğrenciler henüz lisedeyken rehberlik öğretmenleri veya çeşitli duyarlı, ileri görüşlü kişilerin/ kurumların […]
21 Eylül 2014

Türkiye’de STK’lar, Neden Sende Bir STK Üyesi Olmalısın?

Derneğimizin efsane projelerinden DüşünME TaşınMa Toplantıları 8. sezon ilk etkinliğini açılışını derneğimizin Kurucu Başkanı Sayın Selim Çavuş gerçekleştirdi. 71. DüşünME TaşınMa Toplantıları’nın konusu “Türkiye’de STK”lardı. Başkanımız Selim Çavuş, toplantıya “STK denince aklınıza neler geliyor?” sorusuyla başladı. Derneğimizin eski ve yeni üyelerinden gelen birbirinden güzel cevaplardan on tanesini seçtik. STK Denince Aklınıza Neler Geliyor? Gelen yanıtlardan gönüllülük, yardım, paylaşım, birlik beraberlik, destek, verimlilik, etkinlik, STK’nın gönüllülere ne gibi getirileri var başlıkları en çok göze çarpanlardı. “Yardım” kelimesini ele alarak fikirlerimizi sunmaya başladık. Bunun üzerine eskiden STK’ların “herkese yardım amaçlı” kurulan yerler değil, bir nevi “hemşeri derneği” olduklarını gördük. Son yıllarda teknolojinin […]
16 Eylül 2014

Düşün Taşın Yeni Ekip Yeni Heyecan

Her geçen yılda büyüttüğümüz hedeflerimize ulaşmak, daha çok etkinlik planlayıp, daha çok gencimize dokunmak, Düşün Taşın olarak dünyanın konuştuğu bir ‘farkındalık’ yaratmak için ailemizi genişletmeye karar verdik. Tabiî ki böyle bir misyona ve vizyona sahip büyük bir ailede her genç görev almak ister. Ama takdir edersiniz ki; ‘Büyük hedeflere ancak Büyük yüreklerle ulaşılır’. Bu sebeple 09-20 Ağustos tarihleri arasında ‘Bizimle Koşmak İsteyen Takım Arkadaşları Arıyoruz’ ilanımıza başvuran 260 kişi arasından büyük hedeflere birlikte koşmak için mülakatları başarı ile geçen yeni ekip adayı arkadaşlarımızla, Titanic Business Europe Hotel’de tanışma ve oryantasyon programını gerçekleştirdik. Oryantasyon programına kahvaltı ile başladık. Kahvaltıdan sonra büyük […]
Web Design BangladeshWeb Design BangladeshMymensingh